İlçe Sağlık Müdürlüğü Ve Karasu Devlet Hastanesi koordinesinde, farkındalığı arttırma amaçlı faaliyetlerle Sağlıkçılar sahaya indi.

03- 09 Kasım Organ Bağışı Haftası nedeniyle, Karasu Devlet Hastanesi bünyesinde Organ Bağışı bilgilendirme etkinliği gerçekleştirildi. Afiş, broşür, kitapçıklarla desteklenen etkinlikte, vatandaşlara organ bağışının gerekliliği ve önemi konusunda bilgiler aktarıldı.
Hafta içi her gün, mesai saatleri içerisinde Poliklinik 1. kat Organ Bağışı Birimi’nde bağışlar kabul ediliyor.
Sağlık bilgilendirme faaliyetleri kapsamında bir diğer faaliyet de Göğüs Kanseri’nde erken Teşhisin Önemi hakkında bilgilendirme çalışmasıydı. Erken Teşhis için, en küçük bir şüphe ve şikayette Uzman Doktorlara başvurularak, gerekli tetkiklerin yaptırılmasının önemi anlatıldı.
Etkinliklere her yaştan vatandaşın ilgi gösterdiği görüldü.












03- 09 Kasım Organ Bağışı Haftası:
Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, tüm dünyanın olduğu gibi, ülkemizin de en önemli sağlık sorunlarının başında yer alıyor. Türkiye’de, organ ve doku nakli bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artıyor. Özellikle kalp ve karaciğer nakli bekleyen hastalar, uygun organ bulunamaması nedeniyle hayatlarını kısa süre içinde kaybediyorlar.
Nakil yapılabilen organ ve dokular; böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak, kalp kapağı, kornea, kemik iliği ve deridir.
Bugün ülkemizde böbrek bekleyen yaklaşık 40 bin böbrek hastası bulunmaktadır. Diyaliz böbrek hastaları için yardımcı bir tedavi şeklidir. Ancak kalp, karaciğer hastalarının diyaliz gibi bir yardımcı tedavi olanakları da yoktur.Türkiye’de ilk kez 22 Kasım 1968’de Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi’nde Dr. Kemal Beyazıt tarafından kalp nakli yapılmış ancak hasta kaybedilmiştir.
İlk başarılı organ nakli ise, 3 Kasım 1975 yılında Dr. Mehmet Haberal ve ekibince Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde bir anneden oğluna yapılan böbrek nakli oldu.
Bunu 1978 yılında aynı ekibin kadavradan yaptığı ilk böbrek nakli izledi.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2002 yılında 111 olan organ bağışı sayısı 2018 yılında 598’e yükseldi.
Türkiye’de toplam 22948 kişi böbrek, 2264 kişi karaciğer, 1163 kişi kalp, 71 kişi akciğer, 297 kişi pankreas, 1555 kişi kornea ve 1 kişi ince bağırsak nakli olmayı bekliyor.
Organ alacak hastalar önce kan ve doku gruplarına göre daha sonrada tıbbi aciliyet durumlarına göre belirlenir. Cins, ırk, din, zengin-fakir ayırımı yapılmaz.
Kişi organ bağışından vazgeçtiği anda üzerinde taşıdığı organ bağış kartını taşımaktan vazgeçmesi ve yakınlarına bu durumu bildirmesi yeterli olacaktır.ORGAN BAĞIŞI NEDİR?
Bir kişinin hayatta iken serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi ve bunu belgelendirmesidir.
HER ÖLÜMDEN SONRA ORGANLAR ALINABİLİR Mİ?
Organ bağışı yapılsa bile her ölümden sonra organ nakli mümkün değildir. Örneğin evde yada yolda vefat eden bir kimse bağış kartı ve ailesinin rızası olsa bile organları alınamaz. Yalnızca hastane yoğun bakım ortamında tıbben ölümü gerçekleşen insanlardan organ nakli yapılabilir. Yani sıkça duyduğumuz deprem ve felaketlerden sonra cesetlerin organlarının alınması gibi bir durum söz konusu değildir.
AKCİĞER KANSERİ FARKINDALIK AYI 2022
Kanser, maddi ve manevi yönden uzun süreli mücadele gerektiren bir hastalık grubudur. Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı 2020 yılı verilerine göre dünya genelinde yılda 19 milyon kişi kanser tanısı almakta ve yine takriben 10 milyon kişi bu sebeple hayatını kaybetmektedir.
Kanserde benzer seyrin devam etmesi halinde, 2040 yılında 28,9 milyon yeni vakanın ortaya çıkması ön görülmektedir.
Çalışmaların gösterdiği gibi Dünya genelinde erkekler arasında en sık görülen kanser türü akciğer kanseri iken kadınlarda 3. sırada yer almakta ve önemini korumaktadır.
Pek çok popülasyon için bu kanser türünün %80’inde sorumlu etken tütün kullanımıdır. Nitekim tütün tüketimindeki azalmayla akciğer kanseri görülme sıklığı da azalmaktadır. Akciğer kanserinin diğer nedenleri arasında mesleki (asbest, ağır metaller) ve çevresel risk faktörlerine maruziyet (pasif içicilik, radon) yer almaktadır. Toplumsal ve bireysel farkındalık ile akciğer kanseri sıklığının azaltılabileceği unutulmamalıdır.
Akciğer kanseri; yapısal olarak normal akciğer dokusunda bulunan hücrelerin ihtiyaç ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür. İleriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak organlara yayılarak (karaciğer, kemik, beyin vb. gibi) hasara yol açar. Bu yayılıma metastaz adı verilmektedir.
Akciğer Kanseri Risk Faktörleri
Akciğer kanserlerinin yaklaşık %90’ı tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı ile oluşmaktadır. Dolayısıyla sigara içiminin engellenmesiyle akciğer kanseri tanısının %90’a kadar önlenebileceği tahmin edilmektedir.
Erken Tanı
Kanserin erken evrede iken tespiti, başarılı bir şekilde tedavi edilme olasılığını arttırır.
Akciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir?
Genellikle Akciğer kanserinin neden olduğu bulgu ve şikâyetlerin oluşumu için birkaç yıl geçer ve hastalık ileri evreye gelinceye kadar fark edilemeyebilir. Başka bir rahatsızlık ya da kontrol için çekilen akciğer grafisinde görülebilir.
Akciğer kanseri tanısı konulan hastalarda belirtiler tümörün akciğer içindeki yerleşimine, büyüklüğüne, yayılım yerine ve yayılma derecesine bağlı olarak çeşitlilik gösterir.
Tümörün kendisinin ve göğüs içi yayılımının yol açtığı, en sık izlenen belirtiler:
• Geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük
• Öksürürken kan veya kanlı balgam çıkarmak
• Derin nefes alırken, öksürürken veya gülerken kötüleşen göğüs ağrısı
• İştahsızlık, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı
• Ses kısıklığı
• Nefes darlığı
• Sürekli tekrarlayan veya geçmeyen bronşit ve/veya zatürre gibi akciğer enfeksiyonları
Tedavi
Hastadan hastaya farklılaşabilmekle birlikte tedavi kararında; hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının varlığı gibi birden fazla faktör etkilidir. Multidisipliner bir çalışma gerektiren bu tedaviler; cerrahi, hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi, kemoterapi gibi farklı seçenekleri içermektedir.
![]()
Share this content:










